|
|
|
ALLAH VE ELÇİLERİNE İTAATTE KOŞUL YOKTUR...
|
Şeytanın en önemli özelliği itaatsiz olmasıdır. Rabbimize karşı gelmiş ve kâfirlerden olmuştur.
“Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.”
Çok açık bir gerçek var ki şeytan, kendisine secde etmek zorunda bırakıldığı ve cennetten kovulmasına vesile olduğu için insanı sorumlu tutmuş ve bu nedenle insana düşman olmuştur. Kendisinin de gideceğini bildiği cehenneme insanların çoğunu sürüklemek için and içmiş ve Rabbimizden bunun için kıyamete kadar süre istemiştir.
“Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım. Demişti ki: "Git, onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz sizin cezanız cehennemdir; eksiksiz bir ceza."
|
|
|
|
GAFLET VE NAMAZ
|
Müminler, Kuran-ı Kerimde Rabbimizin bildirmiş olduğu emir ve yasaklara karşı son derece hassastırlar. Kuran’a iman eden bütün insanların yapmakla mükellef olduğu farz ibadetler vardır. Bu ibadetlerden biri de namazdır. Namaz İslamiyet’in temel direğidir."... namaz, mü`minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. " İman sahibi olan her insan, ihlâsı neticesinde, ibadetlerine gösterdiği titizlik ve süreklilikle kendini belli eder. "Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır. " ayetinden de anlaşıldığı üzere, hiçbir koşul onları, bu ibadetlerini yerine getirmekten alıkoymaz.
“Bir takım insanlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah`ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten `tutkuya kaptırıp alıkoymaz`; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.”
|
|
|
|
TEVHİD
|
Dinimiz Tevhid dinidir. Tevhid = Lailaheillallah = Allah tektir-birdir, O’ndan başka ilah yoktur.
Allah’ın ve O’nun sözü Kur’an-ın yanına yardımcı, tamamlayıcı olarak hiç kimseyi, hiçbir sözü, hiçbir kitabı koyamayız. Tevhid inancının karşıtı, şirktir.
Şirk: Allah’a ve Allah`ın sözüne (Kur’an-a) eş, ortak, yardımcı, tamamlayıcı koşmak, aramaktır. Allah’a özgü yetkilerin kullanılmaya çalışılması veya bunları yapanlara itibar edilmesidir.
`Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez. Bunun dışında dilediği günahı, dilediği kişiyi bağışlar. ` (Nisa-48)
Kur’an-nın anlaşılmasının zor olduğunu veya sadece Kur’an okuyarak dinin anlaşılamayacağını, öğrenilemeyeceğini söyleyenler ile Kur’an`nın detayı, ayrıntıları kapsamadığını, dinin yaşanması-uygulanması konusunda eksikleri olduğunu söyleyenler:
|
|
|
|
HÜZNÜM; EKSİK OLAN KULLUĞUMDANDIR…
|
“Oğulları ona ömrün geçti gitti, hala Yusuf’u dilinden düşürmüyorsun. Vallahi ‘Yusuf’ diye diye kederden eriyeceksin veya büsbütün ölüp gideceksin demişlerdi.”
(Yusuf )
Dertli babalarına Yüzünde her zaman hüzün gözünde her zaman yaş olan kalbinde her zaman inceden inceye sızı olan Mahzun Peygambere böyle demişlerdi. Ama Mahzun Peygamber onlara cevaben der ki. Cevabı benim ta gönlümün derinlerine kadar tesir eder, bana hep rehber olmuştur. Aslında her insanın yapması gereken takınması gereken tavrı sergiledi ve dedi ki.
“(Yakup:) Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arz ediyorum. Ve ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) biliyorum, dedi. “
(Yusuf )
|
|
|
|
TEBRİZ`Lİ ŞEMS`DEN 40 KURALI...
|
Her badireden ve tecrübeden sonra, hiçbir kitapta yazılı olmayan, sadece can defterime nakşedilmiş kurallara, bir yenisini daha ekledim.
Bunlara bir ad verdim” Gönlü Geniş ve Ruhu Gezgin Sufî Meşreplilerin Kırk Kuralı”
Bu kurallar benim için tabiat kanunları kadar evrensel, onlar kadar temeldir.Bu kuralların 40’ını birden tamama erdirmek uzun senelerimi aldı. Nicelerini silip silip yeniden yazdım. Şimdi artık eklenecek ne bir virgül kaldı ne nokta. Ne bir harf ne yeni kelime. Artık 40 kural da bittiğine göre, ömrü hayatımın son faslındayım.
TEBRİZ’Lİ ŞEMS.
|
|
|
|
BEN İNSANMIYIM?...
|
Ben bir organizmalar topluluğu olabilirim…düşünebilen bir akıl, görebilen bir göz, işitebilen bir kulak da olabilirim…ben bir birey olabilirim özgürce hareket edebilen…Kızan, üzülen, hatta gülen..çoğunlukla da ağlayan ama nefes alan yaşayan bir varlık da olabilirim…
Ben…adı herneyse ve her ne sebeple olursa olsun arzuları, istekleri, nefretleri hatta bitip tükenmek bilmeyen aşkları yaşayan bir canlı da olabilirim…
Evet, bütün bu duyguları yaşayabilirim ama…acaba ben bir İNSAN mıyım?
|
|
|
|
EY ŞAHİD-İ KERBELA`YA AĞLAYAN...
|
Yeni bir yıla daha girdik. Hicri 1431 senesi hepimize hayırlar, sağlık ve iyilik getirsin...
Hem Cuma hem Muharrem olunca gün, insan olmanın derin sorumluluğu bir kez daha hissediliyor... Muharremin yaslı on günü içindeyiz. Aşura hatırası, bilince inkılab ediyor... Hz. Hüseynimizin evladı ile birlikte şehit ediliş günlerini, elemle, hicranla hatırlarken, bu kederin, hayatı doğru ve anlamlı yaşamaya dair bir başlangıca dönüşmesi de gerekiyor...
|
|
|
|
AHLAKIN KUR`AN AHLAKIYDI YA SEVGİLİ...
|
Peygamberimizin Güzel Ahlakı *…Şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.*[Kalem Suresi 4]
Ayetinde de belirtildiği üzere çok güzel ahlaklı, şefkatli, anlayışlı, ince düşünceli bir insandı. Tüm Müminlerin maddi ve manevi her türlü sorunu ile ilgilenir, sağlıkları ve güvenlikleri için tüm tedbirleri alır, imanlarını ve takvalarını sürekli takviye etmeleri için onlara hatırlatmalarda bulunurdu. Peygamberimiz [sav]in tüm insanlığa örnek olan şefkati ayetlerde şöyle bildirilmektedir:
|
|
|
|
SEVGİDE DEVAMLILIK....VEFA !
|
Vefa, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefakâr olur. Vefakâr olmanın, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükafatı büyüktür.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamette hiç bir himayenin bulunmadığı zaman, Allahü teâlânın himayesinde bulunacak yedi kişiden biri, birbirini [sırf Allah rızası için] sevenlerdir.) [Buhari]
|
|
|
|
KURBANI VE BAYRAMI DOĞRU ANLAMAK...
|
Önümüzdeki hafta Kurban Bayramı'nı kutlayacağız. Hacılar Mekke ve Medine'de, bizler de ülkemizde kurban ve bayram şuurunu yeniden hatırlayacağız.
Kurban, kesilen hayvana verilen ad olmakla beraber; Allah'a yaklaştıran veya kendisiyle Allah'a yaklaşılan şey anlamına gelir. Bütün dinlerin ortak ibadet ve ritüellerindendir. Kur'an-ı Kerim bunu anlatır (Hacc 34, 36; Kevser 2).
Hicretin ikinci yılından itibaren peygamberimiz her yıl kurban kesmiş, gücü yeten kimselere de kesmelerini emretmiştir. Hanefiler kurbanı vacip görmüş, diğer üç mezhep ise sünnet-i müekkede (yani farz ve vacip gücünden olmamakla beraber sık sık, devamlı uygulanan ibadet) olarak kabul etmişlerdir.
|
|
|
|