|
|
|
DOST`UM BİLDİKLERİM ACABA NEYE DOST?
|
Dost; arkadaşlık ve yaren olmanında ötesinde, gönülden gönüle köprü kuran, kendisinden emin olunan, Hakk’ın rahmeti olan sevgi’nin, karşılık ve menfaat beklemeden verildiğinde, aynı düşünceler içinde sahip olabilene denir.
Bir Ayette “ Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.”
Ayetten de anlaşıldığı gibi insanı yaratan Allah, kendi nizamına uygun olarak, bilgi tekâmülü esas alınarak, imtihanlar sonucu doğruyu bulmasını murad etmiştir.
|
|
|
|
ASR SURESİNİ OKUMAK...
|
Dini çevrelerde yaygın olan bir "sohbet toplantısı ritüeli" vardır. Sohbet toplantısı bittikten sonra "Sahabe Asr suresini okur öyle dağılırdı, Asr suresini okuyup öyle dağılalım inşallah" denir. Ve orada bulunan birisi üç ayetlik Asr suresini okur ve öyle dağılınır.
Bu bana hep Akif'in o ünlü mısralarını hatırlatmıştır:
"İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de
Yoksa bir maksat aranmaz mı ayetlerde
Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kuran'ın
Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın"
Veya Mevdudi'nin Tefhimu'l-Kuran'da verdiği bir örnek vardı, onu hatırlatır: Bir kral tahtında otururken yanındaki adamlarına "Bana bir bardak su getirin" diye emir vermiş. Çevresindekiler hep birlikte "Su getirin, su getirin" diye emri zikir çekerek tekrar etmeye başlamışlar. Güya kralın emrini yerini getiriyorlar!
|
|
|
|
KARAMSARLIK
|
Sosyal bir varlık olan insanoğlu; Yüce Allah’ın(c.c.) kendisine bahşettiği hayâtı başkalarıyla paylaşmak durumundadır. Gerek iş, gerek aile ve gerekse özel hayâtı içerisinde diğer insanlarla birlikte bulunmak durumunda olan insan, zaman zaman kendisinden veya diğer insanlardan kaynaklı olarak çeşitli sıkıntılar yaşar. Bu sıkıntıların sıklığı yada yoğunluğu insanları karamsar hâle getirebilir. Bu karamsarlık, kısa sürede çözülmediği takdirde kişilerin hem dünyâsal, hem de uhrevî hayatlarını olumsuz olarak etkiler.
|
|
|
|
SEVGİLİLER GÜNÜ
|
Hadi bugün O'na (CC) sevgini göster!
Sevgililer günü ya bugün.
O'nun için bir şey yap!
O'na kendini beğendir bugün!
"Seviyorum" diyorsun ya.
Hadi göster sevgini!..
O neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VE Sev O'nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni.
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,
"Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne.."
Bugün, ulaşabildiğin herkese O'nu anlat!
O'nu ve O'nun en sevdiğini(SAV).
|
|
|
|
LÂ MEVCUDA İLLALLAH
|
Halk’eden,Yaradan "Bir" dir, "Tek"dir.. Gaye Yaradan’a varmaktır, gaye ve hedef “Tek” de buluşmaktır. Gaye ve hedef “Tek” ise, ayrılığa düşmek nedendir?
Gaye ve hedef “Tek” ise, ayrılığa düşmek gaflettir.
Allah’a giden yol birdir. Rabb’e giden tek..ikiliğe düşmek nedendir? İkilik, gaflet ve delalettir.
Biz demek var iken, ben sen demek ikiliktir. Ayrılık yolda değil, senin düşüncelerindedir.
“Bir” yaradan ve yaratılanı temsil eder, ikisi de “Tek” dir..ayrılık senin izanındadır..Yaradan da, yaradılan da O’nun kendisidir.
Demedi mi peygamber Mirac’da, perdeler kalktı, sırlar ifşa oldu, baktım ki perde arkasında, nur ile bakar Muhammed..
|
|
|
|
ZAHMET OLMADAN RAHMET OLMAZ
|
Okyanustan bir damlacık buhar olup yola çıktı, yolda uzun mu uzun, en rahat dönemi bulut iken, aynı insanoğlunun anne karnındaki hali gibi..Damlacık dünyaya düştü, taşlı dikenli yollara vurdu kendini, tekrar okyanusuna dönmektir maksadı, ama ne çare arkasından onu devamlı takip eden nefsi var. Yol gösteriyor damlacığa aslında damlacık biliyor; okyanusa nasıl gidilecek.
Nefsi ile arkadaş olmuş dinliyor onu her yol ayrımında. Arkadaşı yol gösteriyor, oda dalıyor. Görüntüde imarlı, asfaltı düzgün, nefsine uygun işaret tabelaları ile dolu yola. Arada kaza yapıyor, arkadaşı hemen devrede suç sende değil ki karşındakinde, sen doğrusun diye fısıldıyor ona devamlı...
|
|
|
|
EY ALLAH’IM
|
İnanıp iman eden “ALLAH” diyebilmeyi nasip ettiğine bile şükreden bizler. Yalnız sana kulluk edip, yalnız senden yardım dileyen, sığınacak bir yer bulamayıp, senden bile yine sana sığınan bizler, sonsuz bağışlarından birini daha istemek üzere el ele, gönül gönül’e, hep birlikte el açarak yine sana geldik.
Ey yüce bağışlayıcı olan Allah’ım, bizler sana gelemesek de biliyoruz ki daima bizimle birlikte ve bize bizden bile yakınsın. İçimizi, dışımızı, özümüzü, sözümüzü, düşüncelerimizi ve gönlümüzü en iyi bilensin. Biliyoruz ki senden hiçbir zaman şer gelmez. Bütün var ettiklerin hayırdır ve var ettiklerinin hayrınadır. Ve yine biliyoruz ki sen hiç kimseye katlanabileceğinden
|
|
|
|
SÖZÜN NURANİLİĞİ, KALBİN NURANİLİĞİ KADARDIR.
|
Söz ve kelam; anlatanın kendini veya bir konu üzerindeki düşüncelerini ifade etmek için kullandığı bir araçtır.
Dile getirilmemiş olan düşünce, Allah (c.c.) ile kul arasında sır olup, düşüncenin iyilik derecesini Hakk’ın belirleyeceği bir durumdur.
Dile getirilmiş olan düşünce, kişinin yönetiminden çıkmış toplumun yönetimine girmiştir... İsteyenin istediği gibi kullanbileceği bir duruma gelmiştir.
Karşılıklı iletişim aracı olan söz, kişinin aynasıdır. O aynadaki parlaklık, bilgideki güzelliğin yansımasıdır. İlahi kelamdan (Kur’an-ı Kerim) alınan bilgiler ışığında ki anlatım, sözde ki özü ortaya koyar, söylenen özlü sözdür.
Kelimedeki anlamı çıkartmak, özlü olan sözün gönülden kopup geldiğini fark etmektir. Gönülden gelen söz
|
|
|
|
ÇINAR’IN SESİNE KULAK VERDİM…
|
Açık berrak bir havada, güneşin tam tepeden beni seyrettiği anda, yeşillikler ortasında ulu bir çınar… Sanki beni çağırıyor, gölgesi ise cezb edici. Dayanamadım vardım yanına, yaprakları ve dalları sanki beni kucaklıyordu.
İçime bir ürperti girdi, tepeden aşağıya titrediğimi hissettim. Daha önce yaşamadığım bir duygu idi bu kucaklama, ilk defa bu derece sevildiğimi ve insan olduğumu anladım.
Ne idi bu etkisi altına alan güzellik, düşünmemek elde değil ki, en nihayetinde insan olduğunu sana hissettiren bir çınar ağacı. Belki etrafımda çok kereler bu duygu seline kapılmam gereken olaylar olmuştur ama bakıpta görememek var, belki de benden kaynaklanan bir körlük diye düşündüm.
|
|
|
|
BU YAPTIĞIM DOĞRU MU?
|
Birçok yazar; hayat adlı yolculuğumuzda, daha doğru ve dürüst adımlarla yürümemiz ya da yürüyebilmemiz adına cilt cilt kitaplar yazdı. Bulunduğumuz çağda ise, hemen her konuda “Bilgi Kirliliği” içinde iken, problemlerimize çıkış yolları gösterecek pek çok dini, psikolojik ve felsefik bilgilere ulaşmamız mümkün…
Ancak; bu bilgilerin ne kadarı uygulanabilir, kaçı gerçek hayata geçirilebilir bu da ayrı bir tartışma konusu…
Oysa insan her yönüyle düşünmeye, aklını çalıştırmaya zorlanan bir varlık… Fıtratı yani yaradılışı böyle… Kendisini Yaradan da böyle istiyor ve kutsal kitabımızda da “İnsanoğlu nankördür””İnsanoğlu acelecidir” gibi deyimler kullanırken.....
|
|
|
|